TEzhİb PortalI

Tezhib Nedir?

Tezhib Terimleri

Tezhib Tarihi

Tezhib Teknikleri

Tezhib Kursu

Müzehher Özdallı BİCE          (özgeçmiş)

Online  Galeri Slayt Gösterimi

GALERİ-1

GALERİ-2

GALERİ-3

GALERİ-4

GALERİ-5

GALERİ-6

GALERİ-7

GALERİ-8

GALERİ-9

Geleneksel Türk Sanatları:

HAT

TEZHİB

EBRU

 MİNYATÜR

Türk

Sanat Arşivi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

   

22/10/07

Tezhİb Portalı

Tezhib Nedir?

Tezhib Terimleri

Tezhib Tarihi

Tezhib Teknikleri

Tezhib Kursu

Müzehher Özdallı BİCE          (özgeçmiş)

Digital Galeriler

GALERİ-1

GALERİ-2

GALERİ-3

 

Geleneksel Türk Sanatları:

HAT

TEZHİB

EBRU

 MİNYATÜR

22/10/07

 

Hat & Tezhib  ser-levhası  tezhib.info  adresinde yayında...

TÜRK    HAT    SANATI

Hat sanatı denilince Arab harfleri çevresinde oluşmuş güzel yazı sanatı akla gelir. İslam dünyasında gelişmiş olan  yazı sanatı Arab harflerinin 6.-10. yüzyıllar arasında geçirdiği uzunca bir evrim döneminden sonra ortaya çıkmıştır.

Türkler, İslam'ı kabul etmelerinden  ve Arab alfabesini benimsedikten sonra hat sanatını geliştirme alanındaki çabalarına Anadolu'ya geldikten sonra  başladılar. Birkaç yüzyıl içerisinde  hat sanatının en parlak dönemleri de Osmanlılar zamanında Anadolu'da ve özellikle İstanbul'da  yaşandı.

Bağdat'taki Abbasi halifesinin himayesinde hat sanatını yeni bir evreye getiren ve Amasyalı olduğu nakledilen Yakut-ı Mustasımi'nin Anadolu'daki etkisi XIII. yüzyıl ortalarından başlayıp XV. yüzyıl ortalarına kadar sürdü. Bu yüzyılda yetişen Şeyh Hamdullah (1429-1520) Yakut-ı Mustasımi'nin harfler konusunda koyduğu kurallarda bazı değişiklikler yaparak Arab yazısına daha sıcak, daha yumuşak bir görünüm kazandırdı.

Türk hat sanatının kurucusu sayılan Şeyh Hamdullah'ın üslup ve anlayışı XVII. yüzyıla kadar sürdü. Hafız Osman (1642-98) Arab yazısına estetik bakımdan en olgun biçimini kazandırdı. Bu tarihten sonra yetişen hattatların hemen hepsi Hafız Osman'ı izlemişlerdir.

Türkler altı tür yazı (aklâm-ı sitte) dışında, İranlılar'ın bulduğu tâlik yazıda da yeni bir üslup yarattılar. Önceleri İran etkisinde olan tâlik yazı XVIII. yüzyılda Muhammed Esad Yesari (ölümü:1798) ile oğlu Yesarizade Mustafa İzzet'in (ölümü:1849) elinde yepyeni bir görünüm kazandı.

Türk hat sanatı 19. yüzyılda ve 20. yüzyıl başlarında da parlaklığını sürdürdü, ama 1928'de Arab alfabesinden Latin alfabesine geçilince yaygın bir sanat olmaktan çıkıp yalnızca belirli eğitim kurumlarında öğretilen geleneksel bir sanat durumuna geldi. Hat sanatı günümüzde yeniden gündeme alınarak yetişen sanatçılar elinde tekrar bir canlanma dönemine girmiştir.

Hat sanatı günümüzde klasik usta-çırak ilişkisi ile bu sanatı öğreten kurslar yanında akademik düzeyde de bazı üniversitelerde, Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü bünyesinde öğretilmektedir.

Yazı Türleri

Hat sanatının doğduğu dönemde ortaya çıkan altı tür yazı ile İranlılar'ın bulduğu tâlik dışında başka birçok yazı türü daha vardır. Bunların bir bölümü fazla yaygınlaşamamış, bir bölümü de belli alanlarda kullanılmıştır. Örneğin Türkler'in geliştirdiği divani yazı yalnızca Divan-ı Hümayun'da yazılan önemli belgelerde, yazılması ve okunması özel eğitim gerektiren siyakat ise mali kayıtlarda kullanılmıştır. Kolay yazıldığı için günlük yaşamda yaygın olarak kullanılan bir yazı türü olan rik'a da 19. yüzyılda sanat yazısı durumuna gelmiştir. Rik'a ile altı yazı türünden biri olan rika birbirine karıştırılmamalıdır.

Hat sanatında yazılar büyüklüklerine göre de farklı adlarla anılırdı. Duvarlara asılan levhalarda, cami, türbe gibi dinsel yapılardaki kuşak ve kubbe yazılarında, her tür yazıtta kullanılan ve uzaktan okunabilen yazılara iri anlamında celi adı verilirdi. Daha çok sülüs ve tâlik yazının celi'si kullanılmıştır. Alışılmış boyutlardan daha küçük harflerle yazılan yazılara hurde, gözle kolay seçilemeyecek boyuttaki yazılara da gubari (toz) denilirdi.

Hat Araç-Gereçleri

Hat sanatında da yazının temel aracı kalemdir. Hat sanatında kalem olarak daha çok kamış kullanılırdı. Kamışın ucu yazılacak yazının kalınlığına göre makta denilen sert maddelerden yapılmış altlığın üstünde eğik olarak tutulur ve kalemtıraş olarak adlandırılan özel bir bıçakla yontulurdu. Celi yazılar ise ağaçtan yapılmış kalın uçlu kalemlerle yazılırdı. Çok ince yazılar için madeni uçlar da kullanılmıştır. Hat sanatında kullanılan mürekkep de özel olarak hazırlanırdı. Yağlı isin çeşitli katkı maddeleriyle karıştırılmasıyla elde edilen bu mürekkep akıcı biçimde yazı yazmayı sağlar, yanlış yazma durumunda da kolayca silinirdi. Hat sanatında kullanılan kâğıtlar da özeldi. Mürekkebi emip dağıtmaması, kaleme akıcılık sağlaması için kâğıtlar âhar denilen bir maddeyle saydamlaştırılırdı.

Klasik Hat Eğitimi

Hat sanatıyla uğraşan kişiye “hattat” adı verilir. Hattatlar yüzyıllar boyu usta-çırak ilişkisi içinde yetişmişlerdir. Hat sanatını öğrenmeye heveslenen kişi bir hattattan ders alırdı. Başlangıçta alıştırma niteliğinde çalışmalara dayanan ve “meşk” adı verilen bu dersler tek tek harflerin yazılışının öğrenilmesiyle başlar, harflerin birleşme biçimleriyle, sözcüklerin ve tümcelerin yazılış tarzlarının öğrenilmesiyle sürerdi. Ortalama üç beş yıl kadar süren bu eğitimin sonunda hattat adayı iki ya da üç hattatın önünde yazı yazarak bir çeşit sınav verirdi. Hattatlar bu yazıyı beğenirlerse altına imzalarını koyarlardı. Buna, başarı ya da izin belgesi anlamına gelen “icazetname” adı verilirdi. İcazetname almamış kişi hattat sayılmaz, dolayısıyla yazdığı bir yazının altına adını koyamazdı.

TÜRK HAT SANATININ USTALARI

Türk Hat Sanatı’nın tarih boyunca asırlara direnen  eserler vermiş en büyük ustaları Şeyh Hamdullah (1436- 1520), Ahmet Karahisari (irtihali:1556), Hafız Osman (1642-1698), Yesarizade Mustafa İzzet (irtihali:1849), Mahmud Celaleddin (1750-1829) ve Kazasker Mustafa İzzet (1801-1876) olarak bilinir.

Türkiye Cumhuriyeti döneminde de kısmen diğer plastik sanatlar yanındaikinci plana itilse de Türk hat geleneğinin bu dönemdeki ustaları tuğrakeş İsmail Hakkı Altunbezer (1873-1946), Hacı Ahmed Kamil Akdik (1861-1941), Mustafa Halim Özyazıcı (1898-1964), Hamid Aytaç (1891-1982) Hocazade Mehmed Hulusi Yazgan (1869-1940), Mehmed Necmeddin Okyay (1883- 1976), Kemal Batanay (1893-1981) olarak sıralanabilir.

bullet

HAT SANATIMIZ : Tanım, Tarihçe ve Gelişimi

Hüseyin Kutlu -hattat-

Dünya tarihinde yazının okuma-yazma aracı olma ötesinde, başlı basma bir sanat dalı olarak estetik boyutta kullanımım hat sanatında görüyoruz. Mimaride mahiyet, karakter ve kimlik belirleyici vasfıyla nadide eserlerimizi taçlandıran hat sanatı, önceleri "kitabi"' mahiyet arzetmekteydi. Yüzyıllar boyu dini- manevi duyguların pek ince ve zarif bir ifadeyle mushaflar, en'amlar, cüzler, delail ve daha nice yazma kitaplarda şekillendiğini görüyoruz.

Aslında hat sanatı, Kur'an medeniyetinin çok önemli bir parçasıdır. Kur'an-ı Kerim'de "Kalem Suresi" diye müstakil bir süre vardır. Bu sürede Cenab-ı Hak "kalem" ve "yazı" üzerine yemin etmektedir. Bilindiği gibi yemin, kutsal şeyler üzerine yapılır. Bu itibarla kalem ve yazı tarih boyunca İslam toplumlarında kutsal sayılmıştır. Hattatlar, açtıktan kalem yongalarını çöpe atmaz saklarlardı. Abdestsiz kalem tutmazlardı. Yazılı bir kağıdı ayak altında bulundurmazlardı. İrnam-ı Azam Hazretleri'nin kağıt imalathanesine doğru ayaklarım dahi uzatmadığı rivayet edilmektedir. Tefsir sahibi Elmalılı Küçük Hamdi Efendi, Küçük Ayasofya Medreseleri'nde okurken, yaşlı hocasının ayağı takılmasın diye bir gazyağı tenekesiyle eşiği onarmış. Hocasının kolunda kapıdan içeriye girerlerken hocaefendinin eşiğe gözü takılmış. Dikkatlice baktıktan sonra bu nedir? diye sormuş. "Efendim ayağınız eşiğe takılmasın diye yaptım" cevabım vermiş Hamdi Efendi. Hocası, "iyi ama bunun üzerinde yazı var; görmedin mi?" der. Hamdi Efendi; "Hocam o Ermenice bir yazıdır" deyince. Hoca;

"Bre molla! insanın müslümanı Ermenisi olur ama, yazının müslümanı Ermenisi olur mu?" der ve onu oradan söktürür. Allah kelamına karşı duyulan sonsuz saygı, O'nün rastgele okunmasına mani olmuştur. Kur'an'ı en iyi şekilde okuyabilme çabaları "tecvid ilmini" ve beraberinde dini musikimizin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Aynı inanç ve saygı, şanlı Kur'an'ın sıradan yazılmasını da içine sindirememiştir. O'nu en güzel yazma gayretleri de "hat sanatı" mızı ortaya çıkarmıştır. Buna bağlı olarak tezhib, ebru, cilt sanatları doğmuş, hatta kağıtçılık, mürekkepçilik bile bir sanat kolu halîne gelebilmiştir. Kalem kutuları, kuburlar, divitler, kalem traşlar, makta ve makaslar... hepsi birer sanat harikasıdır. İşte medeniyet!

Hicri IV. asırda yaşayan İbn-i Mukle (ol: H. 328 - M. 940)' ye gelinceye kadar müslümanlar kufi yazıyı kullanmaktaydılar. İlk defa İbn-i Mukle "nesih" yazıyı bulmuştur. Bir asır sonra İbn-i Bevvab (öl: H. 423 - M. 1031) İbn-i Mukle'nin yazılarını tetkik ederek, yazıyı daha da ilerleterek "Muhakkak ve Reyhanı" yazılarını icat etmiştir. 64 Kur'an-ı Kerim yazmıştır. Kıbletü'l Küttab olarak vasıflandırılan Yakut-i Musta' simi hîcri VII. asırda Bağdat'ta yaşadı. Kalemi ilk defa meyilli olarak kesen odur. Aslen Amasyalı olup sonradan Bağdat'a hicret etmiştir.

Sultan II. Bayezid döneminde Türk hat sanatının en büyük ustası Şeyh Hamdullah yetişmiştir. II. Bayezid'in büyük teşvik ve desteğiyle yazıya bugünkü şive ve üslubu kazandıran odur. XVII. yüzyılda Şeyh vadisinde hat sanatına büyük hizmet veren Hafız Osman (1642 - 1698) haklı bir şöhretin sahibi olmuştur.

Hat sanatımız, XIX. yüzyılda Mustafa Rakım Efendi (1757 - 1826) île zirveye ulaşmıştır. Mehmed Es'ad Yesari, Kadıasker Mustafa İzzet, Şefik Bey, Şevki Efendi, Sami Efendi, Hacı Kamil Efendi, Necmettin Efendi, Halim Efendi ve Hami Bey gibi büyük sanatkarlar ciddi çaba ve gayretlerle bu eşsiz sanatımızı hiç örselemeden günümüze kadar taşımışlar ve paha biçilmez nadide eserler vermişlerdir.

Mimaride, musikide, süsleme sanatlarında görülen bozulma ve yer yer yozlaşma, çok şükür hat sanatımızda olmamıştır. Son yıllarda bu sanatımıza gösterilen büyük iltifatı kendi maddi çıkarı ya da şöhreti için ehliyetsizce kullanmanın bu asil ve zarif sanatımızın iffetini lekedar edeceği muhakkaktır. Bilhassa aydınlanmızın bu konuda bilgi ve görgülerini arttırmak suretiyle, yayılma zemini arayan yozlaşma kıpırdanışlarına fırsat vermemeleri en içten dileğimizdir.

GELENEKSEL  TÜRK  SANATLARI  İÇİN  BİR REHBER:

Bu sayfamızdan Geleneksel Türk Sanatları'ndan bazılarına ilişkin edindiğiniz  bu bilgiler  TDV tarafından yayınlanan "Günümüz Sanatçılarından Türk-İslam Sanatı Örnekleri" kitabından alınmıştır...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sitedeki yenilikler

 

 

WEBSİTE İÇERİĞİ

bullet

Tezhib Nedir?

bullet

Tezhib Kursu

bullet

Müzehher Özdallı BİCE  (özgeçmiş)

 

bullet

Digital Galeriler

GALERİ-1

GALERİ-2

GALERİ-3

GALERİ-4

GALERİ-5

GALERİ-6

GALERİ-7

GALERİ-8

GALERİ-9

 

bullet

Tezhibten İlham Alınan Grafik Çalışmaları

 

bullet

Linkler

 

 

EDİTÖR NOTLARI

 

 

 

 

 
 

Özgeçmiş  |  EditördenSunum  |  1.Galeri   2. Galeri  3.Galeri  | Grafik  | Yenilikler  | Tezhib Kursuİletişim  | Linkler

Başsayfaya Dönüş

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 25/07/07