|
NEDEN
?..
“
Tezhib:
Ruhun
nakış nakış Allah’a
akışı…”
Tezhib
sanatçısı Müzehher Özdallı BİCE ile tezhib sanatı ve çalışmaları
hakkında konuştuk. Halen Ankara’da özel derslerle Ankaralı sanatçı
adaylarına bu geleneksel Türk sanatını öğreten Bice ile yaptığımız
sohbeti ilgiyle okuyacağınızı sanıyoruz:
-Kendinizi
tanıtır mısınız?
-1964
yılında İstanbul’da doğdum. Lise yıllarından itibaren hat, tezhib,
minyatür gibi geleneksel Türk sanatlarına ilgim ortaya çıktı. İstanbul
Ü. Jeoloji Mühendisliği’nde yüksek öğrenimimi sürdürürken artık
tezhibde karar kılmıştım.
Profesyonel anlamda sanat eğitimime Kubbealtı Cemiyeti’nde başladım.
Buradaki iki yıllık eğitimden sonra 1988 yılında yapılan sınavı
birincilikle kazanarak resmi statüdeki Kültür Bakanlığı Topkapı Sarayı
Nakışhanesi’ne girdim. Topkapı Sarayı Nakışhanesi’nde üç yıl süreyle
tezhib sanatının ülkemizdeki seçkin isimleri olan Cahide Keskiner, Semih
İrteş, Mamure Öz, Melek Antel'den ders aldım. Topkapı Sarayı
Nakışhanesi’ndeki eğitimimi ‘Dönem Birinciliği’ derecesiyle
tamamlayıp ‘Uygulamalı Türk
Süsleme Sanatları Sertifikası’
aldım.
1992-1993
yıllarında Özbekistan’da Hive ve Semerkand’da tezhibin mimaride
uygulamaları konusunda incelemelerde bulundum. 1995 yılında eşim Dr.
Hayati Bice’nin Ahmed Yesevi Üniversitesi'ndeki görevi nedeni ile
gittiğim Kazakistan'da “Tezhib Sanatının Orta Asya'daki Gelişimi
ve Mimaride Kullanımı” üzerine
akademik
araştırmalar yaptım.
Evli ve
üç çocuk annesiyim.

- Okurlarımız “tezhib” denildiğinde ne anlamalı ?
-Tezhib
kelime olarak “altınlama” demektir. Önceleri değerli el yazması
kitapların ve özellikle Kur’an-ı Kerim’in ilk ve son kısımlarının ,
sure aralarının sıvı hale getirilen saf altın ve doğadan elde edilen
özgün boyalarla bezenip süslenmesi için kullanılmıştır. Kitap süslemesi
olarak tezhibin zirvesi 16. yüzyıl Herat merkezli Türk ekolüdür ve
aşıldığı hâlâ söylenemez.
Tezhib 15-16.
yüzyıl Türkistan’ında özellikle Semerkand’daki Emir Timur Türbesi ve
Tilla-kâri Camii’nde en güzel örnekleri görüleceği şekilde, iç mimaride
zirvesine ulaşan bir kullanım alanı bulmuştur. İstanbul’da başta Topkapı
Sarayı’ndakiler olmak üzere birçok tarihi mekanda, özellikle 16. yüzyıla
ait klasik süslemelerde tezhib örneklerini görmekteyiz. Osmanlı dönemi
tezhibinin zirvesi ünlü Karahisari yazması Kur’an-ı Kerim’de uygulan
kollektif tezhib çalışmasıdır. Osmanlı döneminde tezhibin dikkati çeken
bir uygulaması olarak, savaşlarda giyinilen “Tılsımlı Sultan
Köynekleri”nde icra edilen ve kumaş üzerine adeta kağıda işlenir gibi
ayrıntıyla, özenle tatbik edilmiş olan tezhib örneklerinden de
bahsetmem gerek.
Günümüzde hem Kur’an-ı Kerim süslemesinde ve daha çok da dekoratif
amaçla yazılan hat levhalarının görsel olarak tamamlayıcısı olarak
kullanılmağa devam edilmektedir. Özellikle son yıllarda gerek hat
sanatına, gerekse tezhibe olan ilginin dünya çapında artması bu
gelenekten Türk Sanatı’na talebi her anlamda arttırmıştır.
- Sanat hayatınızda katıldığınız sergiler, aldığınız
ödüller hakkında da bilgi verir misiniz?
-Kültür
Bakanlığı Devlet Sergileri başta olmak üzere
Konya ve İstanbul’da
“Tezhib ve Geleneksel Türk Sanatı” temalı onbeş karma sergiye iştirak
ettim. Kazakistan'da Yesi (=Türkistan) şehrinde bulunan Hoca Ahmed
Yesevi Türbesi'ne armağan etmek üzere hazırladığım
"Ya
Hazret Sultan Hoca Ahmed Yesevi Kaddesallahu Sırrahu"
yazısının tezhibi ile oluşan eser ile katıldığım 1999 yılındaki
T.C.Kültür Bakanlığı 10. Türk Süsleme Sanatları yarışmasında Tezhib
dalında birinci oldum.
Ama
benim için en büyük ödül -manevi anlamda-, altında ünlü Hattat’ımız
Hüseyin Kutlu imzasını taşıyan yazı etrafına tasarlayıp işlediğim
tezhibin bezediği bu eserin, 2000 yılında Türkiye Cumhuriyeti
Devleti’nin yaptırdığı restorasyon sonunda ziyarete açılan Yesevi
Dergah’ındaki mescidin duvarına asıldığını görmem oldu.
Eserimi Yesevi
Türbesi’ne armağan edişimin bir
ödülü olarak, Sayın
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in başkanlığındaki resmi heyet ile
Kazakistan’daki açılış törenlerine davet edilmem ise herhalde Hazret-i
Yesevi’nin himmetidir,dersem; yanlış olmaz. Tabii, Yesevi Külliyesi’nin
restorasyonunu üstlenen TİKA’nın o dönemdeki başkanı Sayın
Öner Kabasakal’ın
eserimin Yesevi Dergahı’na armağan edilmesi konusundaki ısrarı ve
gayretini de burada anmam bir kadirşinaslık olacaktır.
- Tezhib eğitimi çalışmalarınıza gelirsek ?
- İstanbul Hanımlar İlim ve Kültür
Derneği’nde başlayan Tezhib Öğreticiliği çalışmalarımı Yalova’da
kurduğum Zer-Efşan Tezhib Atelyesi’nde devam ettirdim. Halen Ankara’da Zer-Efşan Tezhib Kursu
bünyesinde
özel ders vermek suretiyle
“taliblisine” tezhib öğretmeğe devam etmekteyim. İnternette bazı
eserlerimin yer aldığı http://www.tezhib.info
adresini de
bu konuyla ilgili okurlara duyurmuş olayım.
-Son olarak şunu sormak isterim : Tezhib ‘sizin için’
ne anlama geliyor?
-Bu
konuda söylenebilecek en güzel sözleri –bence- Prof. Dr. S.H. Nasr
söylemiştir:
"
Tezhib, ruhun Allah’a doğru akışını “billurlaştırır”
ve
Allah Kelamı’nın kutsal varlığından ortaya çıkan
ruhun
yeniden bütünleşmesinde bizzat yardımcıdır. Tezhib, bana göre ruhun
eğitilmesi, Allah’ın verdiği maddi ve manevi yeteneklerin rafine
edilmesi yani, inceltilmesi ; “Allah güzeldir, güzelliği sever”
sözünün isbatıdır. "
***
Tercüman Gazetesi, Ramazan İlavesi, http://www.tercumangazete.com/?bl=kultursanat&alt=&trh=20041112&hn=81505
|

“Ya Hazret Sultan Hoca Ahmed Yesevi
Kaddesallahu Sırrahu"
[ Tezhib: Müzehher Bice Hat: Hüseyin Kutlu ]
***
"
Tezhib, ruhun Allah’a doğru akışını
“billurlaştırır”
ve
Allah Kelamı’nın kutsal varlığından
ortaya çıkan
ruhun
yeniden bütünleşmesinde
bizzat yardımcıdır.
Tezhib, bana göre ruhun
eğitilmesi,
Allah’ın verdiği
maddi ve manevi yeteneklerin
rafine edilmesi
yani, inceltilmesi ;
“Allah güzeldir, güzelliği sever”
sözünün isbatıdır. "
Prof. Dr. S.H. Nasr
|